Karar Süreçlerine Üç Beyin Katmanından Bakmak

Bazen bir şeyi “karar verdim” diye anlatırız… Ama dürüstçe içimize baktığımızda, çoğu zaman karar değil; dürtü konuşmuştur.

Dürtü, “hemen şimdi”nin dilidir. Bir anlık çekim, bir anlık itiş ya da dayanılmaz bir “rahatlama” arzusu… Ve çoğu zaman, biz fark etmeden, bedenin ve zihnin otomatik pilotu devreye girer.

Benim burada kurduğum temel önerme şu: Dürtünün içinde karar yoktur. Karar, dürtüye rağmen durabildiğimiz yerde başlar.

Çünkü durabildiğimiz anda, sadece “istek” değil; “ihtiyaç” da duyulur. Sadece “şimdi” değil; “sonra” da hesaba katılır.

Dürtüsel Akış Her Zaman Sorun Değildir

Bazı davranışlarımızın dürtüsel akmasına izin verebiliriz. Bu, hayatın doğal ritmidir. Bazen spontane olmak canlılık verir, bizi akışa sokar.

Ancak sorun şu noktada başlar: Zorlandığımız, bedel ödediğimiz ve tekrar eden döngülerde… Orada artık “akış” değil, “tekrar” vardır. Orada “yaşıyorum” değil, “yaşanıyorum” hissi belirir. İşte tam bu noktada, sistemin nasıl çalıştığını tanımak özgürleşmenin ilk adımıdır.

 

İnsan Tutumlarının Nörolojik Kaynakları: 3 Farklı Hareket Düzeyi

Beynimizdeki tutum ve davranışlar, milyarlarca karmaşık bağlantı üzerinden çalışır. Ancak kendimizi anlamayı kolaylaştırmak için, bir tutumun tetiklendiği ve yönetildiği “baskın bölgeye” göre sade bir harita çıkarabiliriz.

İşte içimizdeki o üç farklı ses:

⚡️🦎 1. Dürtüsel (Otomatik) Tutum: "Hızlı Ödül Modu"

(İlkel Beyin / Sürüngen Beyin / Haz İlkesi)

Burası sistemin en eski, en köklü parçasıdır. Daha çok beyin sapı ve bazal gangliyonlar hattında çalışır. Temel yakıtı dopamindir.

  • Nasıl Çalışır? "Ödül avcılığı" yapar. Temel yönelimi hızlı rahatlama, hazza gitme ya da acıdan anında kaçmadır.
  • İç Deneyim: "İstiyorum!", "Dayanamıyorum!", "Hemen olsun!" ya da "Buradan hemen kaçmalıyım."
  • Hissedilenler: Yoğun istek (craving), huzursuzluk, sıkılma, kısa öfke kıvılcımları ve kısıtlanmaya karşı verilen "patlama" tepkisi.
  • Özet: Dürtüsel zihin "şimdi"yi büyütür; zaman daralır, seçenekler kaybolur.

❤️🫂 2. Duygusal (Romantik–Fantastik) Tutum: "Hikâye ve Bağ Modu"

(Limbik Sistem / Memeli Beyni / Değer ve İnanç İlkesi)

Burası ilişkinin, bağ kurmanın ve anlamın merkezidir. Oksitosin (güven/bağ) ve endorfinler eşliğinde çalışır.

  • Nasıl Çalışır? Sadece hissetmez; hissettiği şeye bir senaryo yazar. İdealize eder, romantize eder ya da bazen dramatize eder.
  • İç Deneyim: "Beni sevsin", "Güvende olmak istiyorum", "Bu haksızlık", "Yalnızım".
  • Hissedilenler: Sevgi, şefkat, güven arzusu; ya da tam tersi kırgınlık, yalnızlık ve adalet arayışından doğan duygusal öfke.
  • Özet: Duygusal zihin "hikâye" kurar; olayları bir ilişki ve anlam penceresinden görür.

💡🧠 3. Düşünsel (Entelektüel/Bilişsel) Tutum: "Gerçeklik ve Düzenleme Modu"

(Neokorteks / İnsan Beyni / Mantık İlkesi)

Burası "akleden" tarafımızdır. Özellikle ön korteks (prefrontal korteks) devrededir. Serotoninin dengeleyici etkisiyle; dikkat ve odak için diğer kimyasalları yönetir.

  • Nasıl Çalışır? Durur, analiz eder, seçenekleri görür ve öncelik belirler. Amacı haklı çıkmak değil, gerçeği yönetmektir.
  • İç Deneyim: "Şu an ne oluyor?", "Seçeneklerim neler?", "Bunun uzun vadeli bedeli ne?", "Hangi ihtiyacım öncelikli?"
  • Hissedilenler: Merak, hayranlık, sakin bir berraklık, sağlıklı bir kuşku (gerçeklik kontrolü) ve olaylara dışarıdan bakabilme mesafesi.
  • Özet: Entelektüel zihin "bütün resmi" görür. Dürtüyü bastırmaz, duyguyu küçümsemez; onları "veri" olarak alıp en iyi kararı üretir.

 

"Doğru–Yanlış" Karar Yoktur, "İhtiyaca Uygunluk" Vardır

Hayatın karmaşasında kararları "Doğru" ve "Yanlış" diye sert bir ikiliğe sıkıştırmak, çoğu zaman gerçeğe hizmet etmez. Çünkü her karar iktisadi bir gerçeği barındırır: Vazgeçiş.

Bir yolu seçtiğinizde, diğer yolun bazı kazanımlarından vazgeçmiş olursunuz. Bu vazgeçiş (fırsat maliyeti), verdiğiniz kararı yanlış yapmaz. Sadece şunu gösterir: Siz o anda, hangi ihtiyacınızı öncelediğinizi netleştirmişsinizdir.

Bu yüzden kararları şöyle nitelemek daha iyileştiricidir:

  • İyi Karar: İhtiyaca uygun olan.
  • Daha İyi Karar: Dürtünün, duygunun ve aklın hepsinin birden farkında olarak verilen, bütünlüklü karar.

Yargılamak Bölünme, Değerlendirmek Gelişim Getirir

Kararlarımızı, o an bulunduğumuz varoluş seviyesinden (yorgunluk, stres, kapasite) veririz. Bu yüzden geçmişteki dürtüsel hareketleri veya duygusal tutumları "entelektüel mahkeme"ye çıkarıp yargılamak adil değildir.

İnsan yargıladıkça bölünür (iç savaş çıkarır). Değerlendirdikçe gelişir.

Gerçek gelişim, bir seçim yaptıktan sonra dönüp şefkatle sormaktır:

"Bu seçim bana ve ihtiyaçlarıma nasıl hizmet etti? Neyi besledi, neyi zayıflattı? Bir dahaki sefer 'daha iyi' ne yapabilirim?"

Uzun vadede ihtiyacımız olan şey, mükemmel kararlar vermek değil; bütünleşmektir. İçimdeki dürtüyü dışlamadan, duyguyu küçümsemeden, aklı putlaştırmadan… Hepsini bir masada toplayabildiğim o an, "karar" gerçekten benim kararım olur.

 

🚀 TipXAtlas Pratiği: 2 Dakikalık Durma Molası

Zorlandığınız bir konunun ortasında veya bir karar anında şu adımları izleyin:

  1. DUR: Eylemi durdur. Derin bir nefes al.
  2. FARK ET: Şu an direksiyonda kim var?
    • Dürtü mü? (Hemen olsun, kaçayım)
    • Duygu mu? (Bir hikâye mi yazıyorum, bağ mı arıyorum?)
    • Akıl mı? (Bütünü görüyor muyum?)
  3. İHTİYACI ADLANDIR: Aslında neye ihtiyacım var? (Rahatlamak mı, anlaşılmak mı, çözüm mü?)
  4. SEÇ ve DEĞERLENDİR: İhtiyacına en uygun olanı, bedelini kabul ederek seç.

Hatırlatma: Dürtü hız ister, duygu bağ ister, akıl bütünlük ister.

 

Dr. Abdurrahman Subaş

Eğitim ve Yönetim Bilimci