Çocuğunuzun veya öğrencinizin çok zeki olduğunu biliyorsunuz. Ama dersin başına oturduğunda dikkati dağılıyor, çabuk öfkeleniyor ya da "yapamıyorum" deyip kapatıyor. Biz yetişkinler olarak genelde şöyle tepki veririz: "Daha çok odaklanmalısın", "Aklını derse ver", "Sadece dinle..."

Oysa modern nörobilim bize şunu haykırıyor: Öğrenme, sadece "bilişsel" (zihinsel) bir süreç değildir; temelde "biyolojik ve duygusal" bir süreçtir.

Bir binanın temeli çürükse, çatı katına avize takmaya çalışmanın bir anlamı yoktur. Beynimiz de tıpkı bir bina gibi katmanlardan oluşur. Alt katlar (güvenlik ve duygu) sağlamlaşmadan, en üst kata (akademik öğrenmeye) çıkmak biyolojik olarak imkansızdır.

Gelin, "Nörobilimsel Öğrenme Modeli" üzerinden beynin bu katmanlarını ve öğrenmenin gerçek yolculuğunu keşfedelim.

1. ZEMİN KAT: Otonom Sinir Sistemi ve Nörosepsiyon (Güvenlik Temeli)

Öğrenme piramidinin en altında matematik ya da okuma yoktur; "Güvende miyim?" sorusu vardır.

Beynimizde "Nörosepsiyon" denilen bir tehlike dedektörü sürekli çalışır. Eğer çocuk bulunduğu ortamda;

  • Ses tonundan gerginlik seziyorsa,
  • Yargılandığını hissediyorsa,
  • Bedensel ihtiyaçları (açlık, uykusuzluk, ağrı) giderilmemişse,

Beyin "Savaş, Kaç ya da Don" (panik) moduna geçer. Bu moddayken beynin düşünen kısmı (korteks) devre dışı kalır. Tehlike anında kimse denklem çözemez. Çocuğun donuk bakışları "tembellik" değil, sistemin kendini korumaya almasıdır.

Özetle: Güvenlik yoksa, asansör yukarı çıkmaz.

2. KAT: Duyusal ve İnteroseptif İşlemleme (Bedeni Hissetme)

Güvenlik sağlandığında, bir üst kata çıkarız. Burası duyuların işlendiği yerdir. Dış dünyadan gelen sesler, görüntüler ve iç dünyadan gelen sinyaller (kalp atışı, nefes).

Çocuk bedeninde rahat değilse (örneğin duyusal hassasiyeti varsa veya kıyafeti rahatsız ediyorsa), beyin tüm enerjisini bu rahatsızlığı bastırmaya harcar. Öğrenmeye enerji kalmaz.

3. KAT: Limbik Sistem (Duygusal Bağ ve Merak) – Kilit Nokta

Eğitim sistemimizde genelde en çok ihmal ettiğimiz, oysa öğrenmenin "Kilit Taşı" olan yer burasıdır.

Klasik görüş, bilginin duyudan girip direkt hafızaya gittiğini sanır. Yanlış. Bilgi, önce Limbik Sisteme (Duygu Merkezine) uğrar. Burada şu sorular sorulur:

  • "Bu bilgi benim ilgimi çekiyor mu?"
  • "Bunu anlatan kişiyle (öğretmen/ebeveyn) bağım var mı?"
  • "Bunu öğrenirken keyif alıyor muyum?"

Eğer cevap "Hayır" ise veya ortamda korku/utanç varsa, limbik sistem kapıları kapatır. Bilgi içeri alınmaz. Çocuk sadece "ezberler", yani bilgiyi kapıda bekletir. Sınavdan sonra da o bilgi uçar gider.

Kalıcı öğrenme için bilginin üzerine bir "duygu etiketi" yapıştırılması gerekir. Sevgiyle, merakla ve oyunla öğrenilen bilgi, beyinde kalıcı bir nöral ağ oluşturur.

4. KAT: Yönetici İşlevler (Dürtü Kontrolü)

Duygusal olarak doyum sağlayan çocuk, bir üst kata; "Prefrontal Korteks"in alt sınırlarına ulaşır. Burası beynin "Fren Sistemi"dir.

  • Dürtü kontrolü (hemen yapma, bekle),
  • Dikkat sürdürme,
  • Planlama yapma.

Bir çocuk sürekli kıpırdanıyor veya söz kesiyorsa, bu onun "yaramaz" olduğunu değil; alt katlardaki regülasyon (düzenleme) eksikliğinden dolayı fren sisteminin henüz devreye girmediğini gösterir.

5. ZİRVE: Bilişsel ve Akademik Öğrenme (Çatı Katı)

İşte hepimizin ulaşmaya çalıştığı yer: Matematik, okuma-yazma, soyut düşünme, mantık yürütme.

Bu beceriler, piramidin en tepesindeki meyvelerdir. Ancak bu meyvelerin olgunlaşması için alttaki köklerin (güven), gövdenin (duygu) ve dalların (dürtü kontrolü) sağlıklı olması gerekir.

 

Bilginin Dönüşüm Yolculuğu: Ezber mi, İçselleşme mi?

Görselimizdeki **"Dönüşüm Termometresi"**ne dikkat edin.

  • Ham Veri (Ezber): Eğer çocuğu korkutarak veya sadece mekanik tekrarla öğretmeye çalışırsak, bilgi piramidin yanından geçer ama içine giremez. Bu "Tepkisel Öğrenme"dir. Kalıcılığı yoktur.
  • İçselleştirilmiş Bilgi (Bilgelik): Eğer bilgi, "İlgi ve Güven" kapısından (Limbik Sistem) geçerse, çocuk o bilgiyi "Benim için anlamlı" (faydalı) olarak etiketler. Artık o bilgi, çocuğun karakterinin ve becerilerinin bir parçası olur.

Sonuç: Biz Ne Yapabiliriz?

Bir yetişkin olarak rolümüz, çocuğu zorla çatı katına çıkarmak değildir. Bizim görevimiz, zemin katı ve ara katları sağlamlaştırmaktır.

Çocuğunuz ders çalışamıyorsa ona "Dersi dinle!" demeden önce şu soruları sorun:

  1. Şu an bedeni ve zihni güvende mi? (Tehdit hissediyor mu?)
  2. Aramızdaki ilişki ve bağ sağlam mı? (Duygusal yakıtı var mı?)
  3. Bu konuyu onun için merak uyandırıcı (fayda) hale getirebildim mi?

Unutmayın; algı kapıdan girer, ancak ev sahibi (duygular) onu içeri buyur etmezse, bilgi asla evin kalıcı bir üyesi olamaz.

 

Dr. Abdurrahman Subaş

Eğitim ve Yönetim Bilimci